‘Cep telefonları’ ve ‘sosyal medya’..
‘Kan değerlerimizi’ dahi tuşlayarak öğreneceğiz.
Ekmek ihtiyacımızı neredeyse cepten sipariş edeceğiz.
Bir an yok ki, elimizden düşürdüğümüz.
Evde, işte, yolda, ulaşımda, her yerde ve her an.
Bir çoğunuz evde aile fertleri ile de cepten irtibat kuruyor.
Çocukların ev ödevleri onda.
Bildik yere giderken dahi ‘geogle amca’ya soruyoruz.
*****
Allah için yararları yok değil.
Nerede yoğun trafik var söylüyor.
‘Radar nerede bekler?’ nokta atışı isabet.
Buraya kadar her şey tamam, eyvallah.
Ama, sosyal medyada işler pek öyle değil.
Öngörmediğimiz, bilmediğimiz, istemediğimiz onlarca post, ekranımızda.
Bir çağırmadan geliyor ve kaydırmadan gitmiyor.
*****
Kaydır, kaydır, ama nereye kadar?
Spordan siyasete giriyor, arada kaçınılmaz reklamlar.
Bilmediğimiz yüzlerce medya ‘tıkla’ diyor.
Kavram kargaşası diz boyu, üstelik izinsiz.
Ve, bu anlamsız kaydırmanın ucu bucağı yok.
Sen kaydırmazsan, ekranına yapışıp kalıyor.
Kaydırdıktan sonrası ise ayrı bir dert.
Bir şey gördün, dikkatini çekti, dönüp bakmak istiyorsun..
Nafile! Bul bulabilirsen. Dipsiz kuyuya boca edildi çoktan.
Birine göstermek istersen imkânı yok bulmana.
Bir de süreli gösterimler var, 24 saat sonra çöp.
Anlayacağınız, sosyal medya, koca bir çöplük.
Anlık keyif veriyor, evet. Ama sonrası boşluk.
Değer mi bu kadar debelenmeye, vakit harcamaya?
*****
Diğer tarafta ‘somut’, ‘elle tutulur’ bir medya, ‘dergi’.
Her an el altında, kaybetmek mümkün tabii ama…
İstersen her ana elinin altında, gözünün önünde.
Biliyorsun nerede ve içinde bu olduğunu.
Sürpriz yok, şaşırma yok. Basit ve sabit ama ‘gerçek’.
Sosyal medyadan farkı bir bedelinin olması.
Bu fark bile bir kıymet göstergesi, anlayana.
*****
Demiyorum ki, kapatın sosyalleri, alın elinize dergiyi.
Ne yazılı ne sözlü sınav yok, anlayacağınız.
Ama, sosyal medyaya yüklenen bu anlamsız anlam,
Çokça, dergiden çalınıyor gibi duruyor.
Düne kadar gazetelerimiz vardı, sabah masamızdan eksik etmezdik.
Dün, milyon satan gazeteler bugün 20-30 bin adetlere düştü.
Yarın, muhtemelen komple kapanıp unutulacaklar.
İnsanoğlu bu kadar vefasız, bu kadar hızlı tüketici.
Yarın ne olacak? Sosyale doyunca ne ile hasbel edeceğiz?
Sanırım, tükettiklerimizle birlikte kendimizi de tüketiyoruz.
*****
Bu yüzden, geç olmadan, terk etmeyelim değerlerimizi.
Bırakmayalım dergilerimizi, gazetelerimizi.
Sahip çıkalım, okuyalım, okutalım, yaşatalım.
Beyaz kağıtlara dökülen boyalar, yazıp çizilenler,
Aslında bizleriz, kendimize sahip çıkalım.
Kalın sağlıcakla.


