Editörümüz güzel bir konuya değinmiş.
“Ralli seyircisi olmak” diye…
Ben de geri kalmıyor…
“Ralli seyircisi olamamak…” diye
Aslında konu o kadar eski ki, inanmanız zor.
1955’te ülkeye dönen, rahmetli Ali Sipahi,
Ralli akımını başlatırken, hep sportif bakış açısı ile uğraştı sporun.
Organizasyon, sponsor, etap, ile…
Geride kalan önemli kısım ise…
Mülki amirlerin ralliye vereceği katkıydı.
O yıllarda bu sporun bilinmediği için
Emirlerin konuyla ilgili şüphesi ile yaklaşıp…
Pek çok gönüllü katılmıyorlardı
Çünkü konuyla ilgili vakıf değillerdi.
Bu aksamalarla 1970’li yıllara girildi.
O yıllarda Anadolu Takımında aktif sporcu olan
Yakın arkadaşı ve hemşehrisi olan Mehmet Atay
Türkiye’nin ilk İç İşleri Müsteşarı Yusuf Danışman’dan yardım istedi.
Amerika tahsilli olan rahmetli Yusuf Danışman , konuyu hızla kavrayıp…
Kendine bağlı olan kolluk kuvvetlerine, prosedürler yollandı ve hastalarını sağladı.
Daha sonra bu tür işlere Jandarma okumaya başladı.
Kendi gözlemlerime göre, seyircinin mitingini izleme konusu hep zahmetli oldu.
Editörümüzün de yazdığı gibi…
Ortada, kötü niyetli olmasa da…
“Yasak hemşerim” durumu var.
Konuyu kavrayamayan güvenlikten sorumlu kişiler, mantıksal yürütüp…
“Madem araba yarışı var, o yöne sivil araç salmayıp…
Kaza belâ olup, başımız derde giriyoruz” düşüncesi var.
Dar alanda bu mantık iyi de, ralli olmuyor.
Sporun amacına ters çünkü.
Sonunda da ne oluyor?..
Aracısını zoraki sonucu park eden sponsor…
Veya bir Genel Müdür
Bu aksiyondan memnun kalıyor.
Hâliyle.
Yaklaşık bu spor yurdumuzda 56 yıldır yapılıyor.
Öz veriyle işinin ücretini verenlere
Değil laf etmek… Elini öperiz.
Ama maalesef bu başarı oranı çok düşük.
Hâlâ, eksoz açık acaip birileri…
Ortalıkta patırtı yapıyor, modundayız.
Yeni Trafik Kanunu ile de…
Ralli ile yapacak…
Yüce Allah yar ve yardımcısı olsun.
Hâlleri zor, çok zor.




